Site İçi Arama

TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR YÖNETİM MODELİ

Bu kitap Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek yüzyılda han¬gi sistemle yönetilmesi gerektiğini ortaya koyan bir model önerisinde bulunmaktadır.

TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR YÖNETİM MODELİ

Töreden Cumhuriyete Cumhuriyetimizin Gelecek Yüzyılı

 

Bu Kitap Neden Yazıldı, neyi anlatıyor?

Bu kitap Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek yüzyılda han­gi sistemle yönetilmesi gerektiğini ortaya koyan bir model önerisinde bulunmaktadır.

Bu model, Türk tarihinin on bin yılı aşan mirasından süzülüp gelen ve Mustafa Kemal Ata­türk’te somut halini yeni bir devletle -Türkiye Cumhuriyeti ile alan sistemin temellerinden kaynağını alan bir içeriğe sahiptir.

Cumhuriyet Bir “Başlangıçtır”

“Gerçek Atatürk”ü arayanlar; Tam Bağımsızlık ülküsünü (töresini) ve Devrimin Bölünmezliğini (bütünlüğü) bilmelidir­ler…

Bu kitap, hiç kuşkusuz Atatürk devrimlerinin tam ba­ğımsızlık temeli ile o devrimlerin bütünlüğünü, tamamlayı­cılığını kabul eder. Ancak bu kitabı gerekli kılan asıl unsur, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak ve günümüz geliş­meleri ve geleceğin beklentileri doğrultusunda Türk Dev­rimi’ne katkı yapıcı, tamamlayıcı ve yenileyici politikaları ortaya koymaktır.

Atatürkçülüğü eski düzeyine ulaştırmak yetmez, eksik kalan yanlarını tamamlamak da gerekir. Atatürk’ü tamam­lamanın asıl anlamı Türk Devrimi’ne yeni katkılarda bulun-maktır. Ne yazık ki “Atatürk’ü anlamak” aşaması henüz ulaşamadığımız bir gerçekliktir.

Anlamaya koşut olarak Atatürk’ü tamamlamak için ise yanlış ve yanlı Atatürk yorumcularını, Atatürk goygoycula­rını ve Atatürk’e karşı olan düşmanlarını tarihi gerçeklerle bertaraf etmek gerekir. Bunun için de Atatürk ve Cumhu­riyet felsefesini tam özümsemek için çok çalışmak şarttır. Üstelik de diğerini dışlayıcı şekilde değil; yaratıcı eleştiri ve karşılıklı yüzleşme ile… Bu yüzden kitabımız ilkin (Ata­türk’ü anlamak doğrultusunda) Atatürkçü akımın tarihi kaynakları ve temeline inmektedir.
Atatürk, Türk tarihi ve töresinden süzerek oluşturduğu Türkiye felsefesini tam bağımsızlık ve birbiriyle bütünlük oluşturan devrimler üzerine kurmuştur. Tam bağımsızlığın sağlanması da siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve inanç alanlarında bağımsız olmamızı gerekli kılar. Gazi’nin tabiri ile bunlardan herhangi birinde istiklâlden mahrumi­yet, bütününden mahrumiyet demektir ki günümüzde ya­şananlar tam da budur.

Diğer yandan Atatürk, yalnız “Bağımsızlık Savaşçısı” değil, bilimsel yaklaşımlarla donattığı devrimleriyle, “dü­şünce bağımsızlığının” da savunucusudur. İşte kitabımızın ortaya koymaya çalıştığı esas gerçek Ata’nın kişiliği ve dev­rimleri ile bir bütün olduğudur; ki bunlar ayrı ayrı devrim­ler değil, birbirini tamamlayan tek bir devrimdir.

Surda Açılan Gedikler Nasıl Onarılacak?

Türkiye Geleceğini Nasıl Kurgulayacak?

 

Artık kabul edilmelidir ki Atatürk’ü anlamak süreci, onun adı ve mirasını taşıyan partiler tarafından dahi başla­tılmamıştır. Üstelik, “şekilsel” Atatürkçülük ve merkezinde kutuplaşmayı “ekmek kapısı” yapan kişi ve partiler, tam bağımsızlık ve Türk Devrimi’nin bütünlüğünün surlarında adeta büyük gedikler açmışlardır.

 

Kitabımızda da örnekleri ile sunulan bu gedikler, Ata­türk’ü tamamlamak ve yenilemek fikrimizin de temelidir. Bu yüzden, Atatürkçülüğü eski düzeyine ulaştırmak yet­mez, eksik kalan yanlarını da tamamlamak gerekir ki kita­bımız bunun için öneriler içermektedir.

 

Basmakalıp, şekilci ve çıkarcı Atatürk ve Türk Milleti sevgisinin yerini gerçekçi, tenkitçi ve tamamlayıcı çalışma­ların alması ve Atatürk sömürücülüğüne bir son verilmesi­nin zamanı geçmektedir.

 

Atatürk’ü artık akıl gözü ile görüp saymak zamanı gelmiştir.

 

Cumhuriyet ve Atatürk devrimleri, Türk tarihinden, tö­resinden süzülüp gelen ve yalnız bize değil cihana da yeni bir hayat anlayışı getiren bir başlangıçtır. Doğaldır ki öncülük ettiği eser, eksiksiz olmadığı gibi tamamlanmış da değildir. Bizlere düşen bu başlangıcı sürdürmek, yeniliklere devam etmektir. Mesela dünya, “mazlum milletler” kavramını ilk defa Atatürk ile tanımıştır. “Yurtta Sulh Cihanda Sulh”u da…

 

Oysa bugün, bu törenin evlatları, mazlumların üzerine yü­rüyen emperyallerin safında “gazaya” durmaktadır. İşte bugediği onarmak ve yenilenmek durumundayız.

 

Çünkü artık, askerlerin ve silahların yerini kültürel ya­kınlaşma, çıkar uyuşması, mukayeseli üstünlükler gibi sah­te dayanışma ve alçakgönüllülükler almıştır. Yani düşman artık eti ve kemiği ile karşımızda değil, zahiri görüntülerle beynimizdedir.

 

Alışılageleni sürdürmek ve bu konuda bir tartışma aç­mayı sakıncalı bulmak, önce Türk töresi ve Atatürkçü dü­şüncenin özüne, sonra geleceğe, yeniliğe karşı gelmek olur. İşte Türkiye 2123, geçmişten geleceğe bunu anlatmaktadır.

 

Herkesin “attığı okun varacağı yeri bilmesi” dilekleri­mizle…
Erol KARABULUT
Antalya, Temmuz 2017

 


 

Töreden Cumhuriyete Cumhuriyetimizin Gelecek Yüzyılı

İÇİNDEKİLER (ÖZET)

 

1.BİZİM DAHİ YIKAMADIĞIMIZ O KALE: TÖRE

Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışı
İlk Töre ve Geleneğin Oluşumu
İlk Türk Devletlerinin Kuruluşu
Ulusal Yönetim Programı Temel Felsefesi Olarak Türk Töresi
Aile Birliğinden Devlet Kurmaya Neyi, Nasıl Başardık?
Törenin Devlet Olma Yolundaki Yeri
Töre/Yasanın Çekirdeği Nedir, Türklerde Ne Anlama Geliyor?
Töre ve Kültürde Türkleri Diğerlerinden Ayıran Farklar

2.TARİHİMİZDE TÖREDEN KOPMA NEDENLERİ VE SONUÇLARI

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Atatürk Devrimlerinden ve Kuruluş Felsefesinden

Uzaklaşması
Töreden Uzaklaşmanın Sonu Yıkılmaya Neden Olur; Töreye Dönüş ve Çağa Uygun Revizyon

Dirilişi Sağlar

3.TÜRKİYE’NİN YENİ ULUSAL YÖNETİM PROGRAMI

Atatürk Devrimleri Temelinde Ulusal Yönetim Programı
Ulusal Yönetim Programı’nın Ana Felsefesi Değişim ve Devrim Dinamikleri

4.ULUSAL YÖNETİM PROGRAMI POLİTİKA VE UYGULAMA SAHALARI

5.DEVLET YÖNETİMİ VE TEŞKİLATI

6.TÜRKİYE 2123: TÜRKİYE’NİN DÜNYA SİSTEMİNE ENTEGRASYONU VE KATKISI OLARAK YENİ YÖNETİM BİÇİMİ

EKLER VE TARİHİ ANALİZLER

KAYNAKÇA

15.09.2017
TÜM HABERLER

E-BÜLTEN ABONELİĞİ
TR
...